Cennet ve Cehennem

Okuma süresi yaklaşık: 3 dakika

Cennet ve cehennem nedir? Bütün insanlar cennete mi gider? İyi bir Tanrı insanları nasıl cehenneme gönderebilir?

Cennet ve Yeni Yeruşalim

Cennet genellikle insanların iyi oldukları için mutlu oldukları ve iyi bir hayat sürdükleri bir yer, cehennem ise insanların kötü oldukları için acı çektikleri ve işkence gördükleri bir yer olarak tasvir edilir. Ama bu popüler tasvir, Vahiy’in anlattığıyla tam olarak örtüşmez.

Kitap cenneti birkaç farklı metaforla resmeder: yedinci bölümde azizler teselli edilir, 21. bölümde ise Yeni Yeruşalim cenneti çok daha ayrıntılı biçimde tanımlar. Her iki tasvir de tek bir ana noktada birleşir: Cennet, Tanrı’yla paydaşlıkla tanımlanır.

Yeni Yeruşalim'in Kuzu'nun Gelini olarak tanımlandığını, kocası için hazırlanmış ve süslenmiş olduğunu fark ettiğinizde bu yakınlık daha da belirgin hale gelir.

  1. bölümün dili aynı zamanda İsrail'in Tanrı'yla paydaşlık ettiği yer olan tapınaktan yoğun biçimde beslenir — tapınağın kendisi de Aden’in bir yansımasıdır. Yeni Yeruşalim’in şekli bu bağlantıyı açıkça ortaya koyar: şehir bir küptür ve Eski Ahit'te bu şekle sahip tek nesne Kutsalların Kutsalı'dır — Tanrı’nın yaşadığı, varlığıyla öylesine dolu olduğu için sadece başkâhinin, o da yılda bir kez girebildiği yer.

Böylece Yeni Yeruşalim, yani cennet, Tanrı’yla mümkün olan en büyük yakınlığın yaşandığı yer olarak tanımlanır.

Bağlılık

Tapınak teması on birinci bölümde yeniden karşımıza çıkar; burada tapınmayla ilişkilendirilir — ve o bölümü sonuna kadar okursanız, ölüme kadar süren bir sadakatle de ilişkilendirilir.

Yeni Yeruşalim bir küptür ve onun dışında kalanlar — girişi engellenen imansızlar — 20. bölümde son yargıda ateş gölünün tasvir ettiği aynı gerçekliği simgeler: Tanrı’nın varlığından nihai olarak dışlanma. Başka bir deyişle, ya tamamen içeridesinizdir ya da tamamen dışarıda. Kulağa aşırı gelebilir, ama aslında anlatılmak istenen şeyi gördüğünüzde öyle olmadığını anlarsınız: mesele önceliktir. Bir şeye tam olarak bağlı değilseniz, bu ya başka bir şeyin sizin için daha önemli olduğu ya da ona tam olarak güvenmediğiniz anlamına gelir — ve bu, bu ilişki dahil her ilişkideki kilit meseledir.

Cehennem ne hakkında?

O halde cehennem oldukça basit bir şekilde tanımlanabilir: Tanrı’yla bir ilişkinin olmadığı yer.

Ama Vahiy’in çizdiği tablo bundan ibaret değildir — canavara tapanlar yanan kükürtle işkence görürler, işkencelerinin dumanı sonsuza dek yükselir, ve mahkûm olanlar kükürtle yanan ateş gölüne, ikinci ölüme teslim edilirler. Ciddi teologlar bu imgeyi nasıl okumak gerektiği konusunda anlaşamazlar — sonsuz bilinçli işkence olarak mı, nihai yok oluşun bir tasviri olarak mı (“ikinci ölüm” ifadesi, sonsuz acıdan çok yok oluşa işaret ettiği şeklinde de okunmuştur), yoksa azınlıkta kalan bir görüşe göre nihayetinde evrensel bir barışmayla bağdaşabilecek bir şey olarak mı? Bu okumaların ortak noktası şudur: Tanrı’yla ilişkinin ortadan kalkması, son biçimi ya da süresi ne olursa olsun, cehennemin dehşetinin köküdür.

İşte tam da bu yüzden bu kadar kötü bir yerdir. Her iyi şeyin kaynağı Tanrı’dır — umut, sevinç, huzur, amaç veya bağışlanma gibi, çoğu zaman hafife aldığımız ya da kendi kontrolümüzde olduğunu veya kendimiz üretebileceğimizi sandığımız şeyler de dahil. Bunları burada, yeryüzünde deneyimliyoruz, çünkü burası Tanrı’nın bize kur yaptığı yerdir. Ama bu dönem sona erecek ve o zaman ya Tanrı’yla ya da Tanrı’sız olacağız. Hıristiyanlar bu ayrılığın sonsuz bilinçli acı mı, nihai yok oluş mu, yoksa — bazılarına göre — kesinlikle son söz olmayan bir şey mi olduğu konusunda anlaşamazlar; Vahiy’in kendi “ikinci ölüm” ifadesi bu görüşlerden birden fazlasını desteklemek için okunmuştur.

Tanrı’sız geriye kalan şey, bağışlamama, acılık, umutsuzluk ve korkudan oluşan aşağı doğru bir sarmaldır.

Tanrı hiç kimseyi kendisiyle paydaşlığa zorlamaz. Eğer O’nunla tamamen birlikte olmak istemiyorsak, gitmemize izin verir — ama bunun sonucu O’nsuz, dolayısıyla armağanlarından da yoksun bir hayattır; ve tam da bu, o hayatı cehennem alanında bırakan şeydir.

Cehennem sık sık korku üretmek için bir tehdit olarak kullanılır: tövbe edip Hıristiyan olun, yoksa cehenneme gidersiniz. Yukarıda anlatılanlar göz önüne alındığında bu iddia tam olarak yanlış değildir, ama meselenin özünü kaçırır. Vahiy’de korku ve manipülasyon canavarın özellikleridir, kilisenin değil. Kilisenin belirleyici özelliği ise tanık olarak taşıdığı tanıklığıdır.