Gazap tasları (Böl. 15-16)

Okuma süresi yaklaşık: 2 dakika

Bölüm 15-16.

Yedi tas

İki hasat, insanların sonsuzluğu ya Tanrı’yla ya da O’nsuz geçireceğini gösterdi. Şimdi Tanrı’nın son yanıtı gelir — art arda boşaltılan, her biri belirli bir reddedişe karşılık gelen yedi tas:

  • 1. tas: bağlılıklarını canavara verdiler
  • 2-3. taslar: haykıran ama duymazdan gelinen Tanrı halkının kanını döktüler
  • 4-5. taslar: tövbe etmek yerine yüreklerini katılaştırdılar
  • 6. tas: bunun üzerine Tanrı sonuna kadar gitmelerine izin verir — kötülükle tam, açık bir ittifak
  • 7. tas: ve Tanrı bütün o sistemi bir daha kalkmamak üzere yıkar

Bu, gelişigüzel boşalan bir gazap değildir — Tanrı’nın, başvurulacak hiçbir şey kalmayana dek olası her çağrının peşinden gitmesidir.

Armagedon

Armagedon bütün kitapta yalnızca bir kez geçer (Vahiy 16:12-16) ve adın kendisi gerçek bir ağırlık taşır. Üç şekilde okunabilir: “katliam dağı” (destansı bir savaş), “toplanma dağı” (Yeşaya 14’ün, hiçe indirilen tanrı özentisiyle alay edişini yankılar) ya da “Megiddo dağı” — Eski Antlaşma’da beklenmedik kahramanların kazandığı savaşlarla dolu bir dağlık bölge: bir ordu komutanının hakkından gelen bir ev kadını, Yael (Hakimler 4); yakındaki Karmel Dağı’nda bir ulusu kurtaran, cesareti kırılmış bir peygamber (1. Krallar 18); tek bir günde iki kralı deviren bir adam (2. Krallar 9); ve savaşta ölümü yine de tarihin akışını değiştiren bir kral (2. Tarihler 35:20-24).

Gözden kaçması kolay bir ayrıntı var: ordular Armagedon’da toplanır, ama savaşın kendisi orada yapılmaz — dağlar toplanma noktalarıdır, savaş alanları değil. Yedinci tas sonucu yalnızca kısaca özetler (Vahiy 16:17-21); asıl savaş daha sonra, Babil’in yıkılışından ve Kuzu’nun düğününden sonra, İsa beyaz giysili atlı olarak çıktığında anlatılır (Vahiy 19:11-21) — o da kendi “ordusunu” çarpıcı biçimde ironik bir yolla toplar: yenilenlerin üzerine ziyafete çağrılan akbabalar. Onun tek gerçek kaygısı kazanıp kazanmayacağı değildir — sonrasındaki temizliktir.

Önemli imgeler

  • Fırat - Roma’nın hiçbir zaman tutamadığı sınır: kuruyunca düşman doğruca içeri girer, tıpkı Babil’in düştüğü gibi.

Daha ayrıntılı açıklamayı oku →